Koşu çevrelerinde uzun zamandır kişisel tecrübelere dayanılarak konuşulan bir konu, yeni bir araştırmaylarakamlara döküldü: Dayanıklılık koşucularının, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB / ADHD) özelliklerini daha yüksek oranlarda gösterdiği ortaya çıktı. Acta Psychologica dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, ankete katılan 601 koşucunun %9,7’si DEHB taramasında pozitif sonuç verirken, bu oran genel yetişkin nüfusunda sadece %3,1 seviyesinde bulunuyor.
Bu veriler kendi alanında bir ilk olma özelliği taşıyor. Araştırmanın yazarları, genel olarak sporculardaki DEHB oranlarının %7 ila %8 civarında tahmin edildiğini, ancak bugüne kadar hiç kimsenin spesifik olarak dayanıklılık ve ultra-dayanıklılık koşucularını incelemediğini belirtiyor.
Araştırma Gerçekte Ne Buldu?
Volker Scheer ve Beat Knechtle liderliğindeki araştırma ekibi, yetişkin DEHB’si için onaylanmış beş soruluk bir tarama aracı olan ASRS-5’i kullanarak 601 koşucuyla (222 kadın, 379 erkek, yaş ortalaması 42,8) bir anket çalışması yürüttü. Ortaya çıkan çarpıcı bulgular ise şu şekilde sıralanıyor:
- En Yüksek Oran Yarı Maratoncularda: Taramada pozitif çıkanların oranı maratoncularda %8,0 ve ultra maratoncularda %8,7 iken; yarı maraton koşanlarda bu oran istatistiksel olarak çok büyük bir fark yaratmasa da %14,8 ile zirvede yer aldı.
- Cinsiyet Farkı Yok: Kadın koşucuların %10,8’i, erkek koşucuların ise %9,0’ı pozitif sonuç verdi. Cinsiyetler arasında anlamlı bir fark bulunmadı.
- Performans Etkisi: Ankete katılan elit koşucuların hiçbirinde (sıfır) pozitif sonuç çıkmazken, elit olmayan koşucularda bu oran %10,1 olarak kaydedildi.
- Yaş Faktörü: Taramayı etkileyen en belirgin faktör yaş oldu. Daha genç koşucular, özellikle de 40 yaşın altındakiler daha sık pozitif sonuç verdi.
Önemli Bir Detay: Tarama, Teşhis Anlamına Gelmiyor
Araştırmacıların özellikle altını çizdiği en önemli nokta burası. ASRS-5, cevapları DEHB ile “uyumlu” olan kişileri işaretliyor; kimseye resmi bir teşhis koymuyor. Pozitif bir tarama sonucu “DEHB’ye sahip” olmak değil, “uygun bir klinik değerlendirmeye değer” anlamına geliyor. Dolayısıyla araştırmanın bize söylediği asıl şey; dayanıklılık koşucularının genel nüfusa kıyasla daha yüksek oranlarda DEHB benzeri özellikler bildirdiği ve bu kişilerin gerçek bir psikiyatrik değerlendirmeden fayda görebileceğidir.
Bu Bağlantı Neden Var Olabilir?
Bu çalışma mevcut durumu fotoğraflayan bir anket olduğu için “neden” sorusunu kesin olarak yanıtlayamıyor, ancak iki yönlü bir bağlantı oldukça mantıklı görünüyor. Dayanıklılık koşusu, DEHB’li beyinlerin sıklıkla aradığı şeyleri eksiksiz sunar: Yoğun bir rutin, anında geri bildirim, huzursuzluk için sosyal olarak kabul edilebilir bir deşarj alanı ve zorlu bir eforun getirdiği dopamin patlaması. DEHB’si olan birçok kişi egzersizi bir tür “kendi kendini tedavi etme” yöntemi olarak tanımlıyor. Günlük, yapılandırılmış ve fiziksel olarak zorlayıcı bir antrenman üzerine kurulu bu spor, DEHB’li bireyler için doğal bir uyum sağlıyor.
Yine de koşunun bu özelliklere sahip insanları mı kendine çektiği, yoksa bu özelliklerini yönetmelerine mi yardımcı olduğu (veya her ikisi birden) sorusu şimdilik cevapsız kalıyor.
Araştırmacıların Önerileri
Scheer ve meslektaşları, koşu camiasında DEHB konusunda daha fazla farkındalık yaratılması, eğitim ve destek hizmetleri sunulması çağrısında bulunuyor. Bireysel bir koşucu için çıkarılacak pratik sonuç ise çok daha basit: Eğer zihninizin koşuya veya hayata yaklaşım şekli bu belirtilerle uyuşuyorsa, tarama testleri bir başlangıç noktası olabilir; bir sonraki adım ise mutlaka uzman bir profesyonelle görüşmektir.
🤔 Sizce yapılandırılmış, uzun ve zorlu antrenman rutinleri gerektiren dayanıklılık koşusu, odaklanma problemi yaşayan beyinler için gerçekten doğal bir terapi yöntemi olabilir mi?
💭 Elit sporcularda DEHB belirtisi oranının sıfır çıkıp, amatör koşucularda %10 seviyelerinde olmasını nasıl yorumluyorsunuz?
📱 Koşu psikolojisi, antrenman bilimi ve en güncel araştırmalar için sitemizi ve Instagram hesabımızı takip etmeyi unutmayın.
