Yeni Zelandalı ultra maraton koşucusu Sophie Woods, dünyanın en zorlu dayanıklılık rotalarından biri olan Via Alpina’yı baştan sona koşarak tarihte Alpler’i en hızlı geçen insan unvanını kazandı. 42 yaşındaki sporcu, sekiz ülkeyi kapsayan yaklaşık 2.000 kilometrelik mesafeyi sadece 29 günde tamamlayarak cumartesi gecesi Monako’da Akdeniz kıyısına ulaştı.
İngiliz koşucu Jake Catterall’ın 2024 yılında elde ettiği 35 günlük rekoru yaklaşık altı gün geliştiren Woods, başarısının ardından BBC Sport’a yaptığı açıklamada, “Bunu başardığıma inanamıyorum. Çok mutluyum ama tamamen tükendim,” ifadelerini kullandı.
12 Everest Tırmanışına Eşdeğer Bir Rota
Woods’un 4 Temmuz’da İtalya’da başlayan; sırasıyla Slovenya, Avusturya, Almanya, Lihtenştayn, İsviçre ve Fransa’yı geçerek Monako’da son bulan yolculuğu, toplamda Everest Dağı’na 12 kez tırmanmaya eşdeğer bir irtifa kazanımı içeriyordu. Günde 15 ila 18 saat koşan Yeni Zelandalı sporcu, mücadelenin son günlerinde uyku süresini bir buçuk saate kadar düşürdüğünü belirtti.
Sadece zamana karşı yarışmayan Woods ve destek ekibi (eşi George, arkadaşı Zoe ve köpeği Nila); aynı zamanda iki ayrı sıcak hava dalgası, şiddetli fırtınalar, at sineği sürüleri ve orman yangınlarıyla da mücadele etmek zorunda kaldı. Hatta yangınlar o kadar tehlikeli bir boyuta ulaştı ki, Woods rotasını değiştirerek zaten acımasız olan parkura fazladan beş kilometre ve 200 metrelik tırmanış eklemek durumunda kaldı.
Tüm bu fiziksel ve zihinsel yıkıma rağmen gücünü McDonald’s menüleri, makarna ve enerji jellerinden alan Woods, ilk haftanın kabus gibi geçtiğini ancak üçüncü haftadan itibaren vücudunun adapte olduğunu belirterek, “Sanki kahvaltıda dağları yiyormuşum gibi hissetmeye başladım,” dedi. Gece çöktüğünde ise hedefini tek bir talimata indirgemişti: “Sadece bir adım at. Tek yapman gereken bu. Sadece bir adım ileri.”

Rekordan Çok Daha Fazlası
Tüp bebek tedavisi (IVF) de dahil olmak üzere oldukça yıpratıcı bir doğurganlık sürecinin ardından hayatının “farklı görünmesini” istediği için bu rotaya odaklandığını belirten Woods için bu deneme, sadece bir rekor kırma çabasından çok daha fazlasıydı.
“Ultra maraton tamamen hazırlık, zihinsel güç ve işler ters gittiğinde bile devam edebilme yeteneği ile ilgilidir,” diyen Woods, kadınların uyum sağlama ve yola devam etme konusunda çok başarılı olduğunu vurguladı. 29 gün boyunca günde 18 saat koştuktan sonra ne yapacağı sorulduğunda ise cevabı oldukça basitti: “Kanepede bolca vakit geçirip Netflix izlemeyi ve biraz sebze yemeyi planlıyorum.”
🤔 Sizce fiziksel acıya ve yorgunluğa rağmen günde 15-18 saat koşabilmeyi sağlayan temel faktör fiziksel hazırlık mı yoksa zihinsel dayanıklılık mıdır?
💭 Woods’un zorlu bir kişisel sürecin ardından böyle tarihi bir rekora imza atması, ultra maratonların zihinsel iyileştirici gücü hakkında size neler düşündürüyor?
📱 Koşu ile ilgili en güncel haberler ve özel içerikler için Instagram hesabımızı takip etmeyi unutmayın.
